14 Mayıs 2007 Pazartesi

deve güreşi

eskimesi için toprak altına gömülmüş testilere benziyordu. ya da rengi kaçmıştı. tümden. elbiselerinin, bıyıklarının, tırnaklarının ve etinin rengi kaçmıştı. kefal gibi nefes alıyordu, nefes almıyor nefes çalıyor gibiydi. bir şekilde herkesin hep yaptığı şeyleri yapıyordu ancak yaşamama hali onda daha belirgindi. şose kenarlarındaki ağaçlar gibiydi. üzerinde kalın bir toz tabakası vardı. yoktu ama var gibiydi. ona yanan tankerleri ya da gökdelenleri söndürmede kullanılan tazyikli sudan sıkmak ve onu kezzap ile, omo ile, ace ile, her şeyle yıkamak, her boyda sert kıllı fırçalarla her deliğine girerek fırçalamak gerekti. onu ters yüz edip ahtapot gibi taşlara vura vura temizlemek gerekti ta ki içindeki zehir beyaz köpükler halinde dışa vurana kadar. belki ondan sonra onu ak badanalı bir eski bodrum evinin avlusuna serebilirdiniz. güneş onu kurutup tekrar can verdiğinde…

Hiç yorum yok: